Yangın vaarr

O günde her günkü gibiydi aslında Cuma mahallesinin sakinleri evimizin köşesindeki dibeğin etrafında oturmuşlar içyerdeki , karasudaki, çebişlideki tarlalarının mahsüllerini konuşuyorlardı. Mahallenin kadınları tamamdı da Karafatma teyzenin kocası Mehmet amcanın da onlarla oturmasına şaşırmıştım hep, çünkü başka erkekler hep kahveye gidiyorlardı. Biz mahallenin çocukları az ilerilerinde met oynuyor , vurduğumuz sopa onlara yaklaşınca bazen konuşmayı kesiyorlardı. Meraktandır sanırım oyalanınca da “ çocuklar laf dinlemez” diyerek uzaklaştırıyorlardı bizi.
Tam o sırada “ yangın vaarr” diye bir ses duyuldu.Hepimiz oyunu bırakıp annelerimizin yanına koştuk. Her gün evimizin önündeki Ali çayının yanına bitişik su kanalından su alan itfaiye aracı tozları savura savura hızla gelip su doldurmaya başladı. Herkes birbirine soruyordu” yangın nerede “diye .
İtfaiye aracının suyu çekerken çıkardığı canı yanıyor gibi zorlandığı sesin içinde kimse kimseyi duymazken Camboğluların Hacı amca annemin kulağına bir şeyler fısıldadı. Annem itfaiyenin uzaklaşmasıyla birlikte;
“Emine korkmaz şimdi bakar gelir” dedi .Sonra bana dönüp” hadi kızım Şakir dedenlerin oradaymış bak gel kimin eviymiş yanan ” .Görevi aldım bir kere Annemler haber bekliyordu, koştum Ali çayı boyunca, sonra hükümet konağı, hemen ilerisinde özel idarenin lojmanında kalan Kaymakamın evinin o güzel bahçesinin karşısındaki dedemlerin ahşap evlerinin önüne kadar soluksuz geldim. Durduğumda insanlar ellerinde teneke kovalarla koşuyorlardı, yangına koştuklarını anlayıp takıldım peşlerine bir mahalle arkada Ali Kadıların evinin arkasındaki evin yandığını insanların çığlık çığlığa;
“ gelin içerde, gelin içerde…”diye bağırışları çınladı kulaklarımda . Alevlerden yanına yaklaşılmıyordu bir tek itfaiye aracı su sıkıyor, insanlar kovalarla çaresizce su atıyordu. Geldiğim gibi koşarak Anneme haber verdim “ Ali Kadıların evinin yanında bir ev yanıyor” Annem haberi komşularla konuştu.Ellerini” vah vah çocukları evdemi ki” diyorlar yüzleri korku içinde bakıyorlardı. Annem “Emine korkmaz “ diyerek göndermişti ama evimize bakıp alevleri görüyordum. Kaç saat geçti bilmiyorum ama hava karardı hala kimse evlerine giremedi. Sonra yangın sönmüş diye bağırıştılar tam sevinecekken çığlık çığlığa ağlamaya başladı tüm kadınlar.
“ Vili guzumm gepegençtin yavrunla mı gettin..”
Sadece bakıyordum “ sarılmış iki çocuğuna öyle bulmuşlar cansız bedenlerini”dedi
Annem” pek de severdim gelini” ,ben hala evimize bakıyordum.
Sonra girdik evimize hiç uyumadım, uykuya dalınca çocuklarına sarılmış bir anne görüyordum. Günler aylar hatta yıllar geçti korkum hiç geçmedi.Annem Emine korkmaz diyordu ya korkmamalı mıydım?
Sonra üniversiteye gittim gece nefes nefese uyandığımı gören ev arkadaşım nedenini sorunca “korktum dedim hem de çok korktum”
Korkum geçti yavaş yavaş ama hiç unutmadım O anneyi ve iki evladını. Eşinin tekrar evlendiğini duyduğumda beni hiç tanımasa da içten içe hep üzüldüm.
Şimdi aradan kırk yıl geçti, Manavgat evim oldu, yine gördüm o alevi, yine koştum,
on dört günlük torunumu bırakıp ardıma bakmadan. Manavgat yanıyordu. Kırk yıl önceki Annelerine sarılmış çocuklar beni bekliyordu…

4 thoughts on “Yangın vaarr”

  1. yorum yaz diyorsun fakat bu yazı karşısında ancak şapka çıkartılır be emine eline diline yüreğine sağlık yolun açık olsun sınıf arkadaşım iyki varsınız .

  2. Bu yazı öyle bir yazı ki, analiz etmeye ne mürekkep dayanır nede yürek. Tek temennim, Emine’siz kalmamak. İyiki varsın!

    1. Orhancığım aynı ailede olmak aynı duyguları taşırsan yerini buluyor Sen aynı duyguları en çok taşıdığımsın, Sen de iyi kivarsın ve benim duygu ve yazmada veliahtımsın.

tamer için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir