YAKIN EVLERİN UZAK KOMŞULARI

“Bize çocukken saygılı olmayı öğrettiler ama onlar bana saygıyı hak etmeleri gerektiğini.” diye söze başladığında hep aklından başka bir şey geçiyor da bastırıyor hissinin tam da ortasındayız diye düşündüm.
Şimşek gibi çakan gözleri hep buğulu , düştü düşecek derken sesindeki kararlı ton örtüşmedi yıllarca belleğimde. Sözü bitsin istemedim sanki merakım bir hazineyi arar gibi O’nu arıyordu.
“Nasıl” diye sorduğumda defalarca içimden unutmamak için tekrarladığım bir cümleyle sarsıldım;
“Yakın evlerin uzak komşularıyız biz” diyerek gözlerini öyle bir geçmişe sapladı ki ; hep bakışlarındaki kızgınlığın sebebini düşündüm. Hiç konuşacak fırsatım olmamıştı, konuşması sürsün istedim, uzun yıllardır tanışıyor olmanın tanımaya yetmediğinin ikimiz de farkındaydık.
Omuzlarının üzerinde küt kesilmiş siyah şaçlarına kırlar düşmüş ve sadece O’na özgü bir güzellik katıyor hissi, çok ağır işçilik yaptığını andıran elleri, buğulu sesindeki saygı, bir anda başka biri konuşuyor hissi uyandıran kızgınlık ile karşımdaydı. Bir çırpıda her şeyi anlatmak ister gibi;
“Her şey bayramın beşinci günü oldu, biliyorum bayram dört gündür, bayramın beşinci günü planladığımız gibi düğünümüz olacaktı ama hayatımızı çaldılar bizden kaldık öylece..”
Bakışlarından hiç gitmeyen öfkenin sebebini bulmuş olmanın verdiği duygu yerini beşinci günün travmasının pekiştiği gün olduğunu anlamak hiç te zor olmadı sustuğunda..
“Yorganlar bile hazırdı ” sözleri bozdu sessizliği ,bir oturuyor, bir kalkıyor ne kadar hızlı geçiyordu zaman.. “oh be rahatladım” derken yakın evlerin uzak komşularını çoktan paylaşmış olmanın rahatlığı yüzüne yansıyordu üç kişilik masanın tanıklığında..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir