TOPUK SESLERİ

O topuk seslerini duyduğunda nasıl özendirdi, hayal ederdi giydiğini. Bir de babasının “yine takır tukur başladı sabah sabah, uyuyan mı var, hasta mı var diye hiç düşünmüyor” diye şikayeti olmasa.
Üst kat kocaman bir salon, içinde karyolası olan bir oturma odası, bir mutfak çeşmesi olamayan.
Salondaki dikiş makinesi fabrika görüntüsünde çift kabinli açık yeşil, çekmecesi, hayranlıkla baktığı aklından gitmeyen. Topuk sesleri ve tıkır tıkır makinenin sesini duyduğunda yukarı koşarak çıkma isteği.. Ama biliyordu ki çok erken rahatsız etmemeliydi, öyle öğretilmişti kendisine.
İmkansızlıkları sızım sızım sızladığında “keşke onların çocuğu olsam” diye geçerdi içinden ,anne ve babasına da kıyamayıp garip bir mahcubiyet duyardı.
Gözlerini, kırk bir yıl önce salon olan şimdi ara bölme ile ayrılmış iki kanepe, yetmişlerden kalma bir televizyon dolabı ,duvarda yaldız çerçeveli bir aynanın olduğu odada duyduğu ezan sesiyle açtı. Yine ayak sesleri vardı ama o özlediği topuk sesi değildi. “Amcam abdest almaya kalkmış olmalı” diye düşündü.
“ İlk defa dedi ,ilk defa kalıyorum, çocukluğumun sarayında.” Yataktan fırlayıp çantasına yöneldi, kalemini ve
arkası boş bir faturayı yazmak için aldı eline. Yazmazsa aklından kaçacaklar gibi eli ayağına dolaştı.

“Eskimiş çocukluğumuz;
Ahşap evlerimiz gibi,
Terk edilmiş gençliğimiz;
Ruhsuz bedenler gibi.
Geldik gitmemiş gibi;
Evde yoktunuz..”

Süzüldü göz yaşları ..
Bir keresinde eğey kemiği abisinin vuruşuyla batmıştı ya tam da orası batıyordu, öyle acıyordu canı.. Şimdi Cenkçi Fatması da yoktu annesinin götürdüğü. Giyindi acele ile kimseyi rahatsız etmeden indi ahşap merdivenleri.
Dere özüne yürümek istedi ayağındaki terliklere takıldı, sabah sabah görenler ne der düşüncesiyle arabasına yöneldi.. “Yine el alem ne der diye düşünüyorum yaşım elli bir” diye söylenirken Ali çayına baktı..

İntikam alırcasına patlatıp betonları çayın içinden fışkırıyordu kara kavaklar, parke döşenen yollarda yol bulup yarım metre olmuşlardı bile. İçine su serpildi .. İndi köprüde suyu aradı bir zamanlar ölümden döndüğü.. Tek bir kuş sesi,yalnız bir kelebek öğretmenine mor menekşe topladığı yerde..
“İyi ki ” diyerek selam verdi.. Karşıdan bir kadın bir adam sabahın yedisinde şaşkın bakışlarla, dönme vakti..
Gidenleri arar gibi evleri ile dip dibe bahçeye süzüldü; Ali çayını kurutanlara inat yanı başında botanik bahçesi yeşilden güneş değmiyor başına.. Göğe bakmaya çalışırken göz göze geldi bahçenin ortasına yakın kavak ağacı ile, babasının diktiği yerde değildi kendisi gibi..
“Ah be topuk sesleri..”

2 thoughts on “TOPUK SESLERİ”

  1. Ancak bu kadar güzel aktarılır duygular harika bir duygu ve yasanmıslık seli olmuş yüreğine sağlık Emine

Kaya için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir