Sadece Kahvaltı mı?

Ne zaman kahvaltı hazırlasam Annem gelir aklıma; ondan mıdır en çok kahvaltı sofrasını severim. Beni tanıyanlar büyük bir şölen gibi akşam yemeğinde bile hazırladığım kahvaltı sofraları ile ünümü bilirler ve zannederler ki yemek yapmayı sevmediğimden bunu yapıyorum. Oysa tam tersi, neden mi?;
Sene 1975 te başlıyor hikayem yedi yaşındayım, siyah önlük, beyaz yaka, küçük bir bavula benzeyen okul çantam, üstten bağlamalı lastik ayakkabılarım ,saçıma bağlanmak için beyaz kurdele hazır, ilk okula başlayacağım. Heyecandan gece kalkıp kalkıp bakmaktan uyuyamadığım o ilk okul günümün sabahı.
Eylül sonbahardır Doğanhisar’ da ; ilk kavak ağaçları haber verir gelişini, yemyeşil olan yapraklar sararır düşer dallarından çırılçıplak kalır, üşür çocuklar gibi ..
Kuzineli sobamız yanar ilk önce, dışarıda esen rüzgarın sesi evi çınlatırken kuzineden yayılan sıcaklık ısıtır içimizi,yorganın altından kalkmayız hemen. Sonra buram buram bir ada çayı kokusu laciverde çalan mavi çinko çaydanlıktan gelen. Hamurlu ekmek dediğimiz haşhaşlı gömbenin buram buram kokusu Annemin “hadi geç kalacaksınız okula” diye seslenişi ile son bulur.
Hava buz gibi, çok şükür yüzümüzü yıkayacağımız çeşme hayattan birinci kata çıktı da her gün inip çıkmak zorunda kalmıyoruz. Kar yağınca donuyor ama olsun Babam kara kış olmadıkça pürmüzle açıyor donan çeşmemizi. Dona dona da olsa ilk iş yüzümüzü yıkıyoruz yoksa şeytanlar yalarmış annem öyle diyor. Yüz yıkama alışkanlığım da aklımda kalan.
Evin neresinde yatarsak yatalım kuzineli odaya serilir sofra bezi, üzerine bir elek, onun üzerinde bakır kalaylı bir sini. Katık denilen yoğurdun peynirleşmiş hali, kuzinede pişmiş pate, kendi ineğimizin sütünden kaymak , zeytin ilk zamanlar var mıydı, sonra mı girdi soframıza hatırlamıyorum. Her sabah taze yapılan haşhaşlı gömbe ve adaçayı.
Özel olansa sofra hazır olunca annemin seslenişi. Dünyanın en önemli işine, okumaya gideceğimiz için mi bunu yapıyor yoksa, Anne olmak kahvaltı da o sıcacık ortamı hazırlamak mıydı ?. Kardeşlerimle bizi doyurur sonra otururdu hep sofraya. “Siz yerken ben doyuyorum” dediğindeki anlamı çok sonraları anladım.
Annem aklımda hep kahvaltı ile kaldı , zaten biz okula o tarlaya gitti uzun yıllar, akşam ezanında gelirse ne mutlu bize. Öğle yemeği ve akşam yemeği evin temizliği mi?
Hisar ilkokuluna giderken öğle arası bir saatten fazla yemek arası var eve geliyoruz. Ben kardeşlerimin büyüğüyüm planlama yapıp onlara iş veriyorum.
Sarı kazık süpürge ile evi süpürmek, bulaşıkları yıkamak, testilere su doldurmak, ineklerin suyunu, yemini vermek, tavukları yemlemek. Ev işleri öğle arası diğerleri okuldan gelince ha bir de ineklerin altını temizlemek vardı, en zoru da bana o geliyordu. Ev işlerinde şimdinin gardropu dedikleri ahşap kapaklı baca dediğimiz dolaptaki giysileri katlamak ve yerleştirmek benim işimdi. Annemin sakladığı portakal ve mandalinaları aralarından bulduğumuzda değmeyin keyfimize. Bir de salondaki kırmızı Isparta halısının altına saklanmış iki buçuk liraları bulmak. Neler alınmazdı ki o paraya.
Sonra tekrar okula..
Aradan yıllar geçti..Bin dokuz yüz seksen beşte üniversiteyle çıktığım evimize artık hep misafir olacaktım.
Annem çok mutluydu öğretmen olmuştum ama evde kalacağımdan korktu hep, bu yüzden yirmi bir yaşında ben, kız kardeşlerim daha da erken evlendiler, dünya gözüyle gördüler ya ne mutlu ..
Yirmi üç ve yirmi dokuz yaşında iki kez anne olunca bir şeyi fark ettim. Anne olmak benim için kahvaltı hazırlamakmış.
Tıpkı Annem gibi, mutfakta siyah çayın benim için , ıhlamurun çocuklarım için her gün kaynayan buharı ve hazırlanmış sofraya onları( tek farkla) öperek uyandırmak anne olmak demekmiş.
Ondan mıdır yarım asır sonra da hala içimde mutfaktan gelen sıcacık bir çay kokusuna uyandırılmayı özlemem..

12 thoughts on “Sadece Kahvaltı mı?”

  1. Canım benim bu kadar güzel anlatılır duygular helede kahvaltı olunca konu okurken yaşadım nedendir bilmem benimde en sevdiğim öğündür kahvaltı her akşam Uyandığımda kahvaltı yapacağımı düşünerek mutlu olurum kalemine yüreğine sağlık ❤️

  2. Emine bizi o günlere götürdün çok duygulandırdın helede halamı anlatınca beni ayrı bir severdi vili babam gelmiş vili babam gelmiş sesleri her salı günü evin önünden geçerim kulaklarımda çınlıyo hala o cesur ve anaç haliyle. bende ona olan sevgimi her cuma günü yanına gidererek okuyarak dertleşmeye çalışıyorum. Nur içinde yatsın. Senide tebrik ederim. Selamlar.

  3. Bütün samimiyetimle söylüyorum Emine hanım 🙂 beni benden aldınız okadar güzel antalmışsınız ki çocukluğum gözümde çanlandı.Belki günümüz çağı bilmez ama benim çocukluğum köyde geçtiği için bir anda olsa eski günleri biyad ettim.Hayalimde canlandırdım elinize kaleminize emeğinize sağlık sizin gibi değerli hocalarımız yazarlarımız olduğu sürece mazi ve o eski günler unutulmaz.🙂

  4. Merhaba…bugün rastladim size United Women da…nasil yazdiginizi görmek için (çünkü bir zamanlar benim de çok begenilirdi yazdiklarim ama sonradan annemin Alzheimer olması ve benim tek başima mücadelem tüketti kelime haznemi) daldım sayfaniza…hele de kahvalti başlığini görünce…çok cok severim kahvalti sofralarıni…bu yüzdendir merakım…diger yazılarınizi da okuyacagim…çok rahat,samimi bir dil…kaleminize sağlik.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir