PİNOKYO

Nefes nefese uyandım gece gördüklerim rüya mı ,kabus mu karıştı bir birine. Gerçek olmadığına şükürler olsun diyebildim. Yaşam rutinini bozduğunda hep böyle oluyor. Tüm bedenimi ruhum esir alıyor, korku ve endişe salıyor.
En çok ta içimdeki çocuk kayboluyor, onunla birlikte heyecanlarım, sevinçlerim, umutlarım.. Yaşamı çocuk tadında yaşamayı ne çok sevmişim.. Dışım hep olgunken..
“Hep arayışların oldu” diyor bir dostum ; neyi arayıp durdum bunca yıldır, sorgulamalarım niye? Yaşamı olduğu gibi kabullenmek yerine?
İşte yine rüyalarım kabusa döndü kim bilir kaç gün geçmek bilmeyecek; Benjaminlere sığınan serçeler gibi sadece sesim gelecek.. Yorgun bacaklarım bedenimi taşımayacak..
Oysa bu günlerde tek isteğim mavi nurdan ırmağın etrafında dolaşmak .konuşmadan ,sözcüklerin katil olmasına izin vermeden..
Zamanı geçmiş su değirmeninin çarkı ile göz göze geldiğimde; zamansız olmanın yakınlığı ile söz söylemeden ne çok şey anlattık birbirimize..
Nasıl bu kadar konuşur oldum? Pinokyo olmuşum haberim yok !..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir