Orhan’a

2022’nin bir pazar günü tozlu yollardan denizi takip ederek bulduğumuz adresten içeri girdiğimizde tamamı ahşaptan yapılmış klasik tarzda masalar şezlonglar , şık giyimli garsonların eşliğinde önceden rezerve edilmiş masamıza oturdum. Mekanın her bir detayına bakmaktan aldığım hazla yediklerimden aldığım haz birleşince bir an kendimi cennette gibi huzurlu hissettim. Ta ki telefonuma düşen mesajı okuyana kadar.
Yüzümdeki ifadenin değiştiğini görenler “ ne oldu” der gibi bakınca yüzüme,
-Orhan iyi değilmiş hemen Frankfurt’a uçak biletimi almalarını söyledim.
Diyebildim ve ne kadar sürdü bilmiyorum uzunca bir sessizlikten sonra eşime;
-Gelmek ister misin ?
Sorusuna aldığım cevapla zaman artık Orhan olmuştu. İstediği Galatasaray formasını bulmak için önce AVM ye olmayınca kapalı Pazar yerindeki esnafları kızımla gezerken eski bir dostla karşılaştık mağazasında varmış modellerine bakarken gözlerimdeki buğulanmayı görünce anlattım O’nu. Hediyem olsun dedi Orhan’a selam söyleyin.
Saat beş buçukta uyandık bavulumuz hazırlığımız yola çıkacakken sosyal medyaya düşen bir haberle yağmurlar gözlerime alevler yüreğime düştü.
Yol boyu suskunluk ve gözyaşı konuştu.2006 ‘da inmiştim en son Frankfurt havalimanına dünya kupası vardı Sen dokuz yaşındaydın çocuk ama kaldığımız on yedi günde yaşından büyük işler yapacağını anlamıştım da bu kadarını tahmin etmemiştim.
O zaman kiradaydınız şimdi kendi evinize geldim sarıldık babanla, annenle, kardeşlerinle. Hiç tanımadığım ama aileden biriymiş gibi gördüğüm Handan’la. Evinizin odaları , bahçesi insan seli Seni dinlemeye doyamadığım.
“Gel ne olursan ol yine gel” felsefesiyle yol aldığın yolculuğundaki insanlardı işte bunlar. Türk, Alman, Filistin, Suriye, Yunanistan dahil bir çok ülkenin insanıydı karşımdaki gönüldaşların.
“Devlet töreni düzenlenecek” diyorlardı Abime detaylar konusunda bilgilendirme yapıyorlardı. Kimler gelecek, kimler konuşmak istiyor. Öylece bakıyordum “gurbette olan biz miyiz” diye düşündüm. Nasıl bir bağlılıktı bu ve dayanışma insanı duygulandıran.
Bir an konuşmalara dalmışken elime uzatılan tepsi ile kendime geldim, orta boylu narin yapılı düzgünce örtülmüş başörtüsüyle bir kadındı tepsiyi uzatan” tepsiyi boşaltırsanız giderken götüreyim” dedi. Tabi ki diyerek mutfağa geçtim çok güzel görünen kurabiyeleri boşaltıp misafirlere çayla birlikte ikram ettim.
Kadınların oturduğu bölüme geçip tepsinin hazır olduğu söylemek için;
-isminiz neydi kurabiyeler için teşekkür ederiz
Dedim.
“Kibar” diye cevap verdi
-Aaa ne güzel bir isim kim vermiş bu ismi size diye sordum
“anlatırsam gülersiniz ama yeri uygun mu bilmiyorum” dedi.
-Olsun acı, keder de ,gülmekte insan için deyince anlatmaya başladı.
“Bizim oralarda bilirsiniz erkek çocuğu makbul anam sancılanınca hastaneye kaldırmışlar dedem gitmiş sormuş hemşirelere neyimiz oldu diye. Hemşireler bir şaka yapalım demişler.
“Amca gözünüz aydın oğlunuz oldu” demişler , dedem de yememiş içmemiş hemen nüfus dairesine gidip yazdırmış beni adı Erol diye.
İşte o gün başlamış benim çilem. Annem bana ne kadar Kibar dese de ilk okula başlayınca o hanim öğretmen var ya o hain öğretmen hep bana Erol derdi. Oysa sınıfımızda bir de Erol Çoşkun vardı onu Çoşkun diye çağırırdı inadına bana Erol derdi yerin dibine girerdim. Yetmezmiş gibi on sekiz yaşına gelince askere çağırdılar. Utana sıkıla muayeneye gittim ben kadınım dedim. Kadın doktor” belli ama rapor yazmam için muayene etmem lazım” dedi. Nasıl utandım anlatamam ama cinsiyetim kimliğe kadın yazıldı çok şükür ama adım kaldı Erol.
Sonra gurbete gelin oldum dediler ki” On yıl ismini değiştirmezsen bir sürü hakkın olur” değiştirmedim.
“Ne oldu peki” diye sordum?
“ne olacak hiçbir şey değişmiyormuş boşu boşuna on yıl bekledim”
-Sonra değiştirdiniz mi isminizi?
“Yok canım istemem artık Erol benim adım” diye bitirdi ve tepsisini alıp kibarca gitti.
Ah be içimin gülen yüzü Orhan’ım, Sen Mevlana’nın gözüyle bakmıştın ya dünyaya ne çok insan biriktirmişsin Ben birini yazdım , gelen Sen, giden Sen oldun . ama biliyorum yaşamak sadece nefes alıp vermekte değil , yüreklere ektiğin sevgidedir yaşamak .Ve Sen yaşıyorsun iki gözüm “hiç bu kadar insanı bir arada görmedik “ dedikleri her bir yürekte…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir