ÖĞRETMENİM

Sınıfımıza giripte sıralarımıza oturduğumuzda öğretmenimizi tanımıyorduk, kadın mı erkek miydi ? Bizi sevecek mi, kızacak mıydı? Üstelik mahalle de gece gündüz beraber oynadığımız arkadaşım Zehra bizim sınıfa düşmemişti.
Neredeyse kapı kadar boyu olan öğretmenimi ilk gördüğümde sınıfa girerken başını vuracak diye korktum, gri mi yoksa yeşile benzeyen bir takım elbise vardı üzerinde tam hatırlayamadığım. Özenle bağlanmış kravatı ile çok şıktı.
“Günaydın çocuklar, ben sınıf öğretmeniniz Aydın Doğan beş yıl birlikte bu sınıfta birlikte olacağız “
Diyerek gülümseyip tek tek isimlerimizi ve ailelerimizi sorduğunda, o da ne, neden dişleri sapsarıydı? Ya sağ elinin iki parmağının arası neden bu kadar sarı? Çocukluk işte o gün şaşırdıklarımı sonradan öğrenecektim.
Beş yıl nede çabuk geçmişti okulu bitirirken en çok etkilendiğim birkaç şey kalmıştı aklımda;
Ali Kalkan isminde bir arkadaşımız vardı ikinci sınıfa gelmemize rağmen okumayı yazmayı öğrenememişti, bir gün öğretmenim;
“Emine bu günden itibaren Ali’ye okumayı yazmayı öğrenmesi için Sen yardımcı olacaksın” dediğinde çok mutlu oldum ve işe koyuldum. Ali çok iyi bir çocuktu ama neden anlayamıyor diye çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Vazgeçmeden sürekli çalıştık teneffüslerde ve Cin Ali kitabını heceleyerek te olsa okuduğunda dünyalar bizim oldu.
Beşinci sınıfta 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında Türk bayrağını taşımak istemiştim ama Ferit Öğretmenin dünyalar güzeli kızının Kızılay tarafından gönderilen en güzel elbiseyi giyip bayrağı taşıyacağını öğrendiğimde yaşadığım hayal kırıklığını görmüş olmalı ki beni çağırıp;
“Emine okulumuzun flamasını en iyi senin taşıyabileceğini düşündüm “dediğinde havalara uçmak istedim, bayrama giderken başım dik ve dünyanın en önemli görevini yapıyor gibi gururluydum.
Ah be öğretmenim ya o tüm sınıfı evinize götürdüğünüzde eşinizin bizim için yaptığı kekleri yerken ne kadar da mutluyduk. Siz ve eşiniz mutfağa gittiğinizde odada bulduğumuz pırasa parçasını bir birimize atarak oyun oynadığımızı size hiç söyleyemedik.
Şimdi Siz yoksunuz , Ali’ye öğretme görevi vererek öğretmen olacağımı hissetmiş miydiniz?
Ve otuz yıl oldu geride kalan..
Nereden bilirdim , öğrencilerimi sizin gibi seveceğimi? Siz olacağımı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir