Neden Yazıyorum?

George Orwell Neden Yazıyorum adlı kitabında “Katıksız Bencillik demiş; Zeki görünme, kendisinden söz ettirme, ölümden sonra anılma, çocukluğunda kendisine kötü davrananların acısını yetişkinlerden çıkarma arzusu vb.” diye tanımlamış dört dürtüden birini. Bu satırları okuyunca duvara çarpmışım gibi düşünmeye başladım, neden yazıyorum?
Çocukluğuma gittim önce okula gitmenin önemli olduğu ama ders kitabı dışında okumanın “okuyup ta başımıza anarşist mi olacaksın” denildiği yıllara.
Yetmişlerde ilk okulda Kemalettin Tuğcu girdi kanıma kitaplarındaki insanlara üzülmekten etrafımdaki tüm insanlara yardım etme sevdam işte tam o günlerde oluşmuş , ne zaman bana derdini anlatan birini görsem ben artık ben olmaktan çıkıp gece gündüz nasıl yardım edebilirim diyen kendini kaybeden birine dönüştüm ne olduğunu anlamadan.
Seksenli yıllarda yasaklandı okumamız, ilçe halk kütüphanesinden aldığım kitapları Annem görmesin diye ders kitabımın içine koyarak okuduğum yıllarda bir meraktır sardı beni. Gazetenin haftada bir geldiği kasabamıza bakkaldan aldığımız toz şekeri koydukları kese kağıtlarını okumak ,tutkumun sınır tanımadığı yıllardı.
Tabi kese kağıdında bir kısmını okuduğum haberin geri kalanını zihnimde canlandırmanın ne olduğunu bilmeden tadını çıkarıyordum. İlçe kütüphanesindeki kibar kütüphane memuru kadın okumamı çok takdir ediyordu, okuduğumu ve bunun iyi bir şey olduğunu bana hissettiren tek insandı bu sebeple hiç unutmadım.
O yıllarda her kız çocuğu gibi dikişe nakışa değil de kitap okumaya merak saldım diye Annem çok endişelendi, ben de kendimden kuşku duymaya başladım niye okumaya bu kadar meraklıyım diye ama şeker ve çimento torbalarının üzerlerini bile okumaktan kendimi alamıyordum.
Çok çalışan ama notlarımla doğru orantılı olmayan biri olmamı hep sorguladım ta ki üniversite sınavının birinci aşamasına kadar .B enden çalışkanlar barajı geçemeyip ben geçince anladım kese kağıtlarının mucizesini. Tanrı en çok ne dilersen verir derler ya üniversitede çok okuyan bir sınıf arkadaşım sonrasında ev arkadaşım oldu. Tüm kızlar hafta sonu tatillerinde Meram bağlarını gezerken biz Koyunoğlu müzesini geziyorduk. Üniversitenin ilk yaz tatilinde postaneden bir koli kitap geldi ev arkadaşım okuduğu kitaplardan göndermişti. Açtığımda hissettiğim heyecan ve mutluluk ilkti ama son olmayacaktı.
Kendimi içe kapanık görüyordum, ta ki Dale Carnegie’nin “ Dost Kazanma ve İnsanları İdare Etmenin Yolları” nı okuyana kadar. O gün Amerika’daki çocukların da benim gibi hissettiğini okuduğumda kendime bir güven geldi üniversitedeki hocalarıma selam verir oldum. İyi zaman çabuk geçer derler biz üniversite son sınıfta Mevlana’nın Mesnevisini yeni keşfetmişken okul bitti. O yıllarda “ üç ayda hıyar bile yetişmez öğretmen yetiştirdiler” diye duyardık Allahtan biz iki yılda yetiştik.
Yedekten de olsa kazandım yeterlilik sınavını ilk görev yerim Bingöl’ün Genç ilçesi oldu. En çok kendi maaşım ile istediğim kadar kitap alabilecektim ama kitapçı yoktu, yurdum insanı buna da bir çare bulmuştu. Pazarlamacı denilen iki adam geldi Halk Eğitim Merkezine biri Dünya biri Türk klasiklerini aldım senet imzalayarak büyük bir gurur ve mutlulukla ama bekle gelsin ta ki Annemin beni ziyarete geldiği güne kadar. O gün kapıda iki koli ile görünce Annem beni çeyiz aldım zannedip sevinmişti ama içinden kitaplar çıkana kadar. Yüzünde beni suçlu hissettiren o ifade ile” kızım herkesin kızı maaşıyla çeyiz alır sen kitap mı alıyorsun” dediğinde “ ben evlenmeyeceğim okuyacağım” demiştim.
Doğrusu yıllar sonra Annem neden kitap okuduğumu anladığını söyledi ve beni takdir etti diye çok mutlu olmuştum ama aradan az zaman geçmemişti.
Annemin korktuğu kadar olmadı hem okudum hem de evlendim çeyizimi onlar düzenledi tahtadan yaptırdığım kütüphanemi ben ilk evimize. Kolay olmadı çocukları büyütürken okumak bir de “kitaptan konuşma” eleştirileri, sonra “ Doğan Cüceloğlu” gibi konuştuğum söylentileri de vazgeçirmedi.
Yazmaktan hep korktum doğrusu ama okumaktan hiç korkmadım.
Bu gün “Neden Yazıyorum” diye başlayan kitap çıktı ya karşıma ;
Artık korkmuyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir