Mor Menekşeler

Sene yetmişli yılların sonu, Hisar ilkokulun da öğretmenimiz Aydın Doğan okulumuzun yakınındaki dere özüne bahar pikniğine götürdü sınıfımızı. Yem yeşil tarlaların yanındaki ağaçların olduğu tonç denilen yoldan tek sıra halinde yürüdük. Elmalar ,erikler çiçek açmış, yeşil çimenlerin içinde gördüm ilk mis gibi geliyordu kokuları birinci sınıftaydık. Mor menekşe dedi öğretmenimiz, sarıları da vardır az bulunur diye ekledi. Gözüm kaldı mor menekşelerde ne kadar da çoktular.
Ali çayı boyunca yürüdük, Suluk denilen yerdeki çimenli boşluğa bir tahta köprüden geçerek ulaşacak piknik yapacaktık ama öğretmenimiz önce su içeceğiz dedi. Baktık etrafta çeşme falan yok , beni takip edin diyerek Ali çayının içine doğru daracık bir yoldan inip toprağın içinden çıkarak akan suyu avuçlarına aldı ve içti. ”Kaynak suyu çocuklar siz de sırayla için temizdir ” dedi. Hepimiz sıramızı bekleyerek içerken bana sıra gelince avucuma suyu doldurdum sarılarını gördüm, nasıl da güzeldiler.
O gün çok mutluyduk ilk defa piknik yaptık. Doğrusu ne yediğimizi , nasıl döndüğümüzü hatırlamıyorum menekşeleri düşünmekten. Öğretmenimiz çayın Tekke deresi denilen bir kaynaktan Doğanhisar’a geldiğini ve Çebişli’ ye kadar gittiğini anlattı. Zaten evimizin hemen yanındaydı Ali Çayı kışın taştığını görüp evimize sular dolacak diye hep korktuğum.
Ertesi günü okul bahçesinde söğüt dalını yirmi santim kadar uzunlukta keserek uç kısmını beş santim kadar ortadan ayrılmış ve mor menekşeleri arasına sıkıştırıp ucunu bağlayarak getiren öğrencileri öğretmenlerine verirken gördüm . Ben de Aydın öğretmenime getirmeliyim diye geçirdim içimden ,hatta bir tanesi sarı menekşelerden bir tane yapmıştı öğretmenine.
Doğanhisar’da ilk baharın ilk açan çiçekleri miydi mor menekşeler , çiçeklerinin kokularıyla kendine çekmeleri mi, naif duruşları mı, yoksa öğretmene verebileceğimiz tek hediye miydi beni bu kadar kendine çeken, etkileyen doğrusu tam bilmiyorum belki de hepsi.
İnsan keşke der ya; Aydın öğretmenime hiç mor menekşelerden buket götüremedim. Aradan kırk beş yıl geçmiş Manavgat’a nisan yağmurları düştü, ilk defa yeniden gördüm . Eğildim okşadım başlarını sonra beş dal kopardım, arabamın direksiyonunun önüne koydum açtım müziği, hangi şarkıları severdin öğretmenim ?, bu mor menekşeler Senin için…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir