KORONALI GÜNLER

Köylülerin Kasaba dedikleri yerde gözlerimi açtım dünyaya ; neden hala ilk okula başladığım güne kadar çocukluğum ile ilgili bir şey hatırlamadığımı çözebilmiş değilim. Merak ediyorum bu günlerde daha çok ..O yaşa kadar neye üzülür, neye sevinirdim ? En sevdiğim oyuncağım neydi, oyuncağım var mıydı?
İlk okul yıllarında ilk oyunlarımız mahalledeki kız eşlerimiz olan arkadaşlarımız ile idi. İlk o günlerde başladı haksızlığa uğrayan ve zayıf olanın yanında olma isteğim. Oyunlar için grup oluşturulurken herkes güçlü olanları yanına almak isterdi, o gruba giremeyenlerin bakışları beni nasıl etkilediyse içimde bir inanç ve güç oluşturdu daha bacak kadarken. Hemen onları yanıma alıp önce bildiğim en iyi kelimelerle yapabileceklerine inandırmaya çalışır kazanamasak ta benim için değerli olacaklarını söylerdim. İşte o gün başlamış yolculuğum bu günleri bilmeden. Bana hissettirdikleri güven ve değerli olduğum hissine çok ihtiyacım varmış demek ki.. Yarım asır böyle geçti.. yeter ki bir mağduriyet hissedeyim ve yardım istensin, hatta istenmesin sorumluyum onlardan yana..
Neyim eksikti diye düşünüyorum bu günlerde; neden bunca istek çocukluğumda kalan hatırlamadığım hangi kör nokta? Zihnimin derinliklerine yol alıp bulamadığım.
Yaşamla bilmediğim bir aceleciliğim diğer yandan, hepimiz aynı yaştaydık orta okul da, lise de ben hep bir yerlere yetişme telaşında ve daha yaşlı, neredeydi onlarda olup ta bende olmayan duygularım? Zaman zaman bilinmeyen bir dünyadan mı geldim burası benim yurdum değil mi dediğim yalnızlıklarım. Nerede altı yaşım?
İşe yarama isteğim, işe yaradıkça iyi hissetmem, bu hissi verenlerle yakan yalnızlığımı hissetmemem, hissetmedikçe daha çok çalışmam..
Şimdi nereden mi çıktı bunlar? Korona 19 lu günlere geldi ömrümüz. Bütün iş güç ve işe yararlılık ne varsa bildiğim durdu yaşam. Durdum.. Sadece yaşamaya çalışmak yapabileceğim, ailemin ve toplumun yaşaması için uyarıları dikkate almak.. Veba, suçiçeği gibi şu an adı bile olmayan hastalıklardan ölen milyonlarca insan geride kalmış teknoloji ve bilimin rahatlığında yaşıyoruz derken bu gün kaç kişi ölecek korkusu ve kaygısı..
Nasıl bir psikoloji bu? Durmak sadece.. Doğrusu korkmuyorum kendi adıma hani hepimizin bir ömrü var bilmediğimiz sonunu. Elli iki yılı aklımla değil kalbimle yaşadım. Neye inandı isem o yolda yürüdüm ..Her dakikası kalbim atan, acıların da bile keşke demediğim..
Yarın mı, yarınlar mı? Yedi yaşında hatırladığım Kıbrıs Barış Harekatında Evimizin penceresine battaniyeleri örten Annem gibiyim.. Işık sızmasın ..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir