İyi ki diyorum İyi ki…

Uykum hafiftir benim hep o serçelerin yüzünden; daha ilkokuldayken sıkı sıkı kapatırdım kapıyı pencereyi. Ali Çayının iki yanında sıralı salkım söğütler, kara kavaklar yetmiyormuş gibi evimizin yanı başındaki bahçemize babamın diktiği, erik, kiraz, armut, muşmula ve vişne ağaçlarına konan yüzlerce serçe sabahın ışıklarıyla bir orkestra gibi ötmeye başlarlar hiç susmayacaklarını zannederdim. İçimden “bunlar her sabah iş bölümü yapıyor olmalılar, bu kadar saat başka ne konuşuyorlar ki” diye geçerdi. Bir de evimizin duvarına bitişik Ali çayının suyunu tarlalara ulaştıran kanaldaki suyun sesi. Gürül gürül nasıl da gelirdi üç kardeş yattığımız arka odadaki Annemle Babamın eski demirden karyolasına kadar.
İşte o sabah kuşların ve suyun sesinden uyanmayayım diye yorganı başıma çeksem de bu kez Annemin yatağın başucuna gelip kardeşlerim uyanmasın diye fısıldar gibi;
“Emine hadi kalk tandırı yaktım” diyerek uyandırmasına yapabileceğim bir şey yoktu artık. Uyku sersemi buz gibi musluktan akan suyla yüzümü yıkayıp, eski sayılabilecek şalvar ve üstünü giyip, yazmayı başımın üstünde düğümünü yapacak şekilde bağlayıp, kollarımı dirseklerime kadar sıvayacaktım. Çoraplarımın üstüne kolay çıkarılabilecek lastik ayakkabılarımı giyip annemin denetiminden geçmem gerekiyordu.
Annem sağ olsun iki testi suyu hamuru ben uyanmadan yoğurmuş, dört ağaçtan direğin üstü toprak ve çalılarla örtülü damın altındaki tandırı yakmış, haşhaş saplarını, gazelleri tandırın önüne yığmış, dikdörtgen şeklinde ortası oyuk teknenin iki tarafına iki senidi yerleştirmiş. Kapıda beni görünce “geç karşıma” demesinden üstümü başımı onayladığını anlıyorum.
Yanındaki kocaman örtüye sarılmış hamurdan büyük bir parça alıp senidin üstünde küçük küçük melevse dediği yuvarlaklar yapıp teknenin bir tarafına yapışmasın diye unlayarak koyuyor, karşısına da un koyuyordu tepeleme. Benim görevim bazlama büyüklüğü kadar açıp anneme vermek ve annem onları bir metreye yaklaşan büyüklükte yufkaya dönüştürüp pişirmekti. Bazen komşularımız yardıma gelir pişirirlerdi çevirgeç ile işimiz daha çabuk biterdi.
O gün Annem mi gergindi, hamur mu özsüz dü, ben mi beceriksizdim bilmiyorum delmeden açamıyordum hamuru. Oysa benden dört yaş küçük kardeşim Habibe bile delmeden açabiliyordu.
“Oklava geliyor şimdi” tehditleri başladı öğlen olduğunda . Tam o sırada girdi Babam tandırdan içeri. Ziraat Mühendisliğindeki mesaisi bitmiş eve yemeğe gelmişti, pırasa böreğini çok severdi.Annem;
“İsmayıl sabahtan beri gösteriyorum delmeden açamıyor Emine, şimdi oklavayı yapıştırasıya oldum” diye şikayet etti şaşkın bakışlarımın arasında , oysa delmemek için uğraşıyordum ama küçüklü büyüklü deliniyordu yine de. Utancımdan yüzüm kızarmaya başlamıştı ki Babam;
“Kızma hanım, kızımın yaptığı ekmekleri ayır ben yerim hepsini” diyerek bana baktı ve gülümsedi. O anda havalara uçuyorum sandım.
Babam çağla yeşiline benzeyen takım elbisesi, beyaz gömleği ve kahverengi çizgili kravatı ile gözümde bambaşka bir kahramana dönüştü, benim bozduğum ekmekleri yiyecekti.
O gün pırasa böreğini yiyerek gitti mesaisine sonra bana sihirli bir değnek dokunmuş gibi delmeden açtım ekmekleri. Akşam ne çabuk oldu bilemedim, tek aklımda kalan “ ben yerim kızımın ekmeklerini ” oldu.
Belki on belki on birindeydim o zaman. Sonra on yedi oldum yine tandırdayız; Doğanhisar’dan ders haneye Konya’ya gitmem gerektiğini anlatıyorum Anneme, durumumuz yok diye Annem ikna etmeye çalışıyor ikna olmuyorum, bu kez yiyorum oklavayı. Olsun okuyacağım kararlıyım.
Akşam Babam eve gelince Annem anlatmış olanları aldı karşısına bizi;
“Can Amcanlarda kalırsın, ceketimi satar okuturum ” dedi. Dediği gibi de yaptı, ceketini satmadı belki ama elinden gelenin fazlasını yaptı, öğretmen yaptı beni, hem de sülalenin okuyan ilk kızı.
Şimdi gideli tam yirmi iki yıl oldu, yüzündeki tebessüm ve sevgisiyle, iyi ki diyorum iyi ki BABAMSIN…

6 thoughts on “İyi ki diyorum İyi ki…”

  1. Çok duygulandım Emine. Evet sülalemizin okuyan İlk kızı sensin . İsmail amcam namı diğer kaymakam çok değerli biriydi. Çok severdik. Allah rahmet eylesin

  2. Akıcı bir anlatım ve hayalgücümüzü saran betimlemeler anıyı canlı kılıyor.
    Durum-kesit türünde güzel bir öykü de diyebiliriz.
    Elinize sağlık.

  3. Mekânı cennet olsun İsmail amcamın.Yüreğine sağlık ne güzel yazmışsın.Tebrik ederim.👏👏👏

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir