İçimdeki çocuk

Tüm enerjimi toplayarak başladım güne, dağılmam yarım saati aldı. İçimdeki çocukların çocuk oyuncağına döndüm. Biri hiç durma koş diyor, yaşam çok kısa yararlı ne varsa yap durma, diğeri alıngan biri eleştirince kırılıp köşeye çekilip susmak istiyor.
Neden bu her şeyi büyük bir hızla yapma isteğim; çocukluğuma inip irdeleyecek psikoloğum olmadığı için kendi kendimin psikoloğu olup derinlere iniyorum. Gülseren Budayıcıoğlu ‘nun kitaplarında bulduğum ip uçlarını birleştiriyorum zihnimde bulabildiğim tek somut gerçek abime bir erkek kardeş olmak için doğduğumuz. Allah var anne ve babamız hepimizi çok sevdi ama erkek çocuk olmanın zihnimde yarattığı duyguyu çok çalışarak mı telafi etmek istiyorum içten içe. Yada kimsenin görmediklerini görmeye çalışıp iz bırak mı amacım. Okuduklarımdan etkilenmem mi sebep?
Ya alınganlığım neden üzüldüğümde cevap vermek yerine bir köşeye çekilip içime akan gözyaşlarına izin vermemin sebebi ne? Onaylanma ihtiyacımın sebebi ne? İyi bir şey olduğunda duyduğum hazzı eleştirildiğimde neden kabul edemiyorum. Durumu düzeltmek için yine koşmaya başlama isteğim neden?
Zaman zaman neden ağaçlarla, kuşlarla konuşuyorum, şarkılarda yolculuğa çıkıp kitaplardaki limanlara sığınıyorum?
Bu günlerde dalamıyorum kitaplara, kaleme, kağıda aramıza giren soğukluğun sebebi ne? Hep meşgul mü olmam lazım, neden duramıyorum?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir