Gidenlere veda

Dün de her gün gibi başladı; serçelerin, kumruların sesine çalan telefonumun alarmı saatin altı buçuk olduğunu söylüyordu. İçimde tam kapanma nedeniyle yanımızda olan kızımın mutluluğu, işe gitme hazırlıklarıma eşlik ediyordu. Sabah ilk işim çocukluğumdan kalma öğretmenimizin ülkemizde ve ilçemizdeki haberleri sorduğunda akşam haberlerini hiç kaçırmadığım gibi şimdi de internetten haberleri okuyarak güne uyanmaktı. Geçen gün” her yazar yaşadığı çağın tanığıdır “ sözlerini okuduğumda neredeyse birkaç yıl öncesine kadar her gün evimize bir gazete , hafta sonları iki gazete girdiğini şimdi dijital gazete okuduğumu düşündüm.
Olsun yine de haber okumak güzel benim için, bir de eskiden buzdolabının üzerine yazıp yapıştırdığımız doğum tarihlerini şimdi facebook un hatırlatıyor olmasını çok seviyorum. O gün doğanlara doğum günlerini kutlamayı seviyor olmamın nedeninin liseyi bitirene kadar doğum günü kutlamanın ne demek olduğunu bilmeyişim midir diye düşündüm hep ama sebep her neyse mucizesi o gün gerçekleşen insanlara “ iyi ki doğdunuz “ demeyi seviyorum.
Dün doğmuştu arkadaşımız . Belki hatırlamadığı ortak bir fotoğrafımızı görmek onu mutlu eder diye facebook ta paylaşarak kutladım doğum gününü. Tam işe gideceğim sırada görmüş müdür diye baktığımda gördüğünü ve cevap yazdığını okudum. Mutlu olmuştur diye düşündüm amacım da bu değil miydi?
Korona ya tanıklık ettiğimiz bir yılı aşkın zamandan bu yana hem anne hem de eğitimci olmam sebebiyle kimin biraz da olsa yüzünü nasıl güldürürüm iç güdüsüyle yaşıyorum. Tam görmüş ve mutlu olmuştur diye bakarken ekrana başka bir haber düştü sayfaya ; gördüm görmek istemedim, okudum anlamak istemedim. Kapattım hemen.
Yine çocukluğuma döndüm. Bir arkadaşla tanışmıştım seksenli yıllarda onlara misafir olmuştuk kardeşimle çok mutluyduk , ben de onları bize davet ettim yarın gelmeleri için. Heyecanla evimize yaklaştığımızda bir gariplik vardı. Ali çayının üzerindeki köprüyü geçince “Annee” diye bağırdım, annemden ses yoktu. Komşularımız kapımızın önüne oturmuş ” kızım gelin anneniz evde değil” dediler. Nasıl olmaz ki annem hem de yarın arkadaşım gelecek bize? Diye düşünürken, Goca gelin teyze” bu akşam annen gelmeyecek kızım biz burdayız baban gelinceye kadar” dedi.” Neden” diye ısrar edince,” Fatma teyzen ölmüş kızım” kızım dedi. Nasıl yani teyzem nasıl ölebilirdi ki? Daha iki gün önce okulda öğle arasına çıktığımızda bizi çağırıp yemek yedirmişti okulun yanındaki evlerinde. Bunu söylediğimde Goca gelin teyze” bebek zehirlemiş” dedi.
Sessizce eve girdim hiç konuşmadan yorganı başımın üzerine çektim, içimden” uyandığımda gerçek olmamasını” diledim. O gün bu gündür ne zaman bir ölüm haberi alsam kaybolurum, uyuyup uyandığımda olmamış olmasını dilemek için.
Şimdi sevgili arkadaşım Havva ‘nın oğlunun gittiği gün gibi, Ahmet abi de gitti dün, yine kayboldum. Tutuldu nutkum , sustum yazamadım …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir