Elma

Elmanın kokusunu bilir misiniz? Bilirsiniz tabi ki. Ya elmaların? Golden’ in kokusunu, Sarı İngiliz’in? Arap kızının? Stalgin ‘in (Starking) Kokusunu?
Evimizin merdivenin altında kasalarla koyup üzerine çadır ve battaniye örttüğümüz elmaların yanına yaklaşınca kokularından hangi kasada hangi elmaların olduğunu bilmek misafir geldiğinde çok işime yarıyordu. Annem elma getirmem için gönderince hemen elimle koymuş gibi buluyordum onca kasanın içinden. Nasıl bilmem ki?
Doğanhisar Akşehir karayolunun hemen kenarında kır denilen mevkideki bahçemiz sanırım benimle yaşıt. Tonç denilen kenarlarına meyve ağaçları dikilerek çevrilmiş on dönümlük tarlada en çok en çok elma ağaçlarımız vardı, beş sıra yan yana, aralarında en az altı yedi metre boşluk ve gözle zor görünen uzunluktaki aralara buğday ektiğimiz.
Bahçenin en dışı en çok aşı vişne, armut, kendiliğinden çıkan yoz vişne ve her elma çeşidinden dikilmiş elma ağaçlarıyla kaplıydı.
Bahçemizin ilk kuralı en dıştaki ağaçların sadece iç kısmının meyvelerinin toplanabileceğiydi , Annem Babam “dış taraftakiler göz hakkıdır gelen geçen yesin” diye toplattırmazlardı. Bir de her ağaçta mutlaka birkaç tane elma armut vişne bıraktırırlardı kurtlar kuşlar yesin diye.
Bazı ağaçların hem elma hem armut verdiğini gördüğümde çok şaşırmıştım !
“Aşı dedi babam elma ağacına armut, armuda elma aşılanır bunlar aynı aileden ” Babam şaşkın bakışlarımı görünce nasıl yapıldığını da gösterdi sadece çıbıkların üşümemesi gerekiyormuş.
Ağaçların arasındaki buğdaylar biçildiğinde yılan yuvası olduğunu söyledikleri oyukları görür ve korkardık. Korktuğun şey başına gelir derler ya kıvrılarak geçti bir yılan önümüzden anneme yardım ederken, korkudan ne yapacağımızı bilemeden “ babaaa” diye bağırdık kardeşlerimle. Koşarak geldi yanımıza ;
“Korkmayın onun yuvası var yuvasına zarar vermediğiniz sürece size zarar vermez” dedi. Onun da mı yavruları vardı bizim gibi?
“Onu öldürürseniz mutlaka öç almaya gelir ailesi”
Bunu duyduk ya kardeşlerimle ne zaman bir yılan yuvası görsek korkuyla karışık bir duyguyla yavrularını düşünürdük.
Bir de ağaçlar da insanlar gibiymiş birbiriyle çok iyi anlaşanlar yan yana anlaşamayanlar armutların yanına dikilirlermiş bunu ben uydurdum Babam;
“her cins yan yana dikilmez” dediğinde böyle düşündüm çocuk aklımla.
Martta mı nisan da mı açardı çiçekleri bilmiyorum ama 23 nisanda açtığı kesin , kar yağdı diye bayramın ertelendiği gün Babam “çiçekler donmuş, bu yıl meyve olmayacak” dediğinden biliyorum.
Bahçemizde şeftali ve kaysı da vardı onların çiçeklerine özellikle şeftali çiçeğini çok severdim bir de kirazın; kuraklıktan mı, soğuktan mı bilmem elmalar gibi meyve vermezlerdi çok üzülürdüm kuruduklarında.
Elmalardan en değerlisi Sarı İngiliz’miş, babam öyle derdi ama benim favorim Arap kızıydı. Bordoya çalan hafif kırçıllı rengi, ekşi ile tatlı arası tadı, sulu olması mı yoksa adını çok sevdiğimden midir bilmiyorum, Ben hep Arap kızının elmalarını toplamak isterdim . Bir de Amasya vardı adı Türkçe diye severdim onu.
Takatuka dediğimiz arabamızın arka koltuklarının olduğu bölümü kestirip kamyonet yapmıştı babam elma kasalarımızı taşımak için. Yükleyince bende giderdim yerleştirmeye babama yardıma. Elmalar evimize girmeden ilk olarak indirdiğimiz kasadan kovayla eşit bir şekilde tüm komşulara dağıtma işi benimdi, evde yoklarsa kapılarının önüne bırakırdım onlar bilirdi kimden geldiğini.
Soğuklar dona dönüşmeden toplamak zorundaydık elmaları yoksa donar ve bahçede kalırdı. Babamın günlerce ağaçları budaması, bordo bulamacıyla attığı ilaçlar, tüm aile ağaçların diplerini açmak için çabalarımız , susuz mevsimlerde bidonlarla taşıdığımız sular, kısacası tüm emeğimiz giderdi boşa.
Şimdi bütün bunlar nereden mi geldi aklıma? Eşim , Oğlum ve Kızıma en sevdiğiniz meyve ne diye sordum;
Eşim “şeftali” ,Oğlum” şeftali ve frenk meyvesi” , Kızım “ Muz ve çilek “ dedi ,ben “Elma”.
Çok şaşırdılar nasıl yani elma mıydı en çok sevdiğim ?, yaz kış hiçbir meyveye değişmediğim.
Düşündüm de bilselerdi elmanın sadece elma olmadığını, şaşırırlar mıydı?

4 thoughts on “Elma”

  1. Emine beni o yıllara götürdün halama geldiğimizde mutlaka elmanın güzellerini ikram ederdi hadi bi yeyin hadi bi yeyin bi daha soy bidaha arkası kesilmezdi mekanı cennet olsun. Diline kalemine sağlık selamlar.

  2. Bizde kışa hazırlıklar arasındaydı elma. Yazdıklarınızı okuyunca benim de gözümün önüne geldi elma ağacı. Babam bir elma ağacı satın alırdı. Ağaç değil tabi. O yılki meyvesi. Sandıklar ile ağacın altına gelir, ne kadar çıkacağını tahmin etmeye çalışırdık. Ailecek elmaları toplamaya başlardık. Kendimizce iriliklerine göre gruplar öyle sandıklara dizerdik. En iyiler en son tüketmek için saklanır, ezik ve çürüme ihtimali olanlar ilk tüketilmeye başlanırdı. Kışlıklarımızın dolu olduğu oda mis gibi elma kokardı. Elman varsa kış için meyven var demekti. Konuklara mahcup olunmazdı uzun kış gecelerinde.

    Elinize emeğinize sağlık Emine Hanım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir