DON KİŞOT

Gözünü açtı kadın günlerce uyumuş gibi ; saat kaç diye endişelendi, işe geç mi kalmıştı ? Yan odadaki çalışma odasındaki telefonuna baktı 06:45 i görünce rahatladı, hazırlanıp kahvaltı yapacağı kadar zamanın olduğunu düşündü. Telefonu eline alınca gördüğü mesajla sarsıldı;
“Seninle görüşmediğimi söylediğimi söylediğim bir sürü kişiden başta….hanım olmak üzere yorumları duysan?.. herkes doğru bir karar olduğunu nasıl oldu da bunca yıl katlandığımı sordu?
Önce uyuduğu sırada gelen mesajı uyumadan görse ne yapardı diye düşündü, ya şimdi ne yapacaktı? Boğazı düğümlendi, göz pınarları doldu. … en sevdiklerindendi. İşe geç kalıyorum diye zihnini başka yöne çekmeye çalışsa da başaramıyordu.. ”Bunca yıl nasıl dayandın” cümlesi zihninin duvarlarına çarpa çarpa ilerliyor, durmuyordu bir türlü.. Başka her şey durdu…
Hep zorlandığında hatırladığı Zeki Müren’in “Tanrı bana düşündüğümden çok daha iyi bir hayat verdi, ne diyebilirim ki” sözlerini düşündü, düşündü ..
Daha lise yıllarında Gandi’nin silahsız mücadelesine gönül vermişti, üniversite de Mevlana’ya ,ömrü Yunus’un dediği gibi” yaradılanı severim yaradan dan ötürü” anlayışıyla geçmişti. Sadece yaptığı işini, karşısına çıkanları çok sevip, vatanına milletine yararlı olmaktan başka bir şeyi gözü görmez iken nasıl oldu da o mesajın kahramanları var olmuştu?
Yine gitti çocukluğuna; kendini bazen sanki orada yaşamamış ta uzaktan bir yerden oraya bırakıvermişler gibi hissederdi tam da bu sabah hissettiği duygu buydu.
Hadi dedi kendine kalk git, gözlerinin buğusunu göstermeden çalış çalışabilirsen.. bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varken..
Hesaplaş şimdi Don Kişot gibi yel değirmenlerinle…

2 thoughts on “DON KİŞOT”

  1. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil…ama bunu sürekli gündemde tutarak ve haykırarak haklı çıkma..taraftar çoğaltma…siyaset işi…dostluklar bitebilir ve bu kimseyi ilgilendirmez…insanidir bu siyasi değil…anlamıyorum ben…sevgiyle kal❤

  2. Kendi mutsuzluklarını, başkalarının mutluluklarıyla besleyenler hiç bitmezler. İçlerindeki karanlık acıktıkça, aydınlığı aramak yerine nifakta boğulurlar…
    Ve inan yel değirmenleri ile savaşmak onlar için boş bir kahramanlıktır.!

Banu Ürgpüplü için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir