Doğum

Şimdi tam da 53 yıl oldu doğalı; Annem haşhaş kırmaya gittiğinde doğmuşum, ” çok kolay doğdun” derdi. Beş yaşımda penceresi henüz takılmamış mutfağımızdan Abimin ekmek alıp geldiğini görmek için için başımı uzatana kadar.
İşte o günden sonra oldu ne olduysa; eski Türk sinemalarında bir otomobil çarpar da hatırlamaya çalışır ya filmin kahramanı aynen öyle oldum ben de ,ne kadar zorlasam da sadece o sahne gözümde.
Siz naylon muşambayı bilir misiniz bilmiyorum ama biz yetmişli yıllarda haftada bir kuzineli sobanın olduğu odada annemiz teneke leğende yıkarken leğenin altına açardı etraf ıslanmasın diye.
Yıl bin dokuz yüz yetmiş beş, tuvalette Annem miydi onun hayali miydi o naylonun kanlarını yıkarken gördüm ben de koptu film.
Sonra soğuk bir kış günü Ali çayının (yıllar önce tam da sularına kapıldığım) merdivenlerinde gördüm o naylon muşambayı kanları karışırken sulara. Anneyi mi kaybetmiş bebek, anne mi bebeği kaybetmiş konuşuyor kadınlar ben de film koptu yine.
Görev gereği unuttum o sahneleri çünkü çocukların her şeyi görmemeleri gerektiğini öğrendim daha bacak kadarken. Doğrusu işe yaramadı da değil; çoğu zaman gerçeği görüp kabullenmediğim zamanlara dönüştü bu felsefe, bu yüzden gerçeğin şoku hep sonra ulaştı bana.
Mutlu mesut dokuz ay on gün süren ilk hamileliğimde o naylon muşambanın etkisinden midir bilmiyorum ama oğlum dönmedi, doğmak için tabi ki çözüm sezeryan.Bir bahar sabahı yarı baygın haldeydim geldin yanıma oğlum korktuğumdan mı yoksa koybolduğum dan mı sekiz gün emmedin, kan ter içinde kaldım. Direndik birlikte yaşama , vazgeçmedik. Sonrası herkesin yaşadığı şeyler malum.
Aradan yedi yıl geçti Sen kızım; Sen den önce tutunamayan canın içimde oluşturduğu boşluğu gördüm ya Sen de gidersin diye aylarca kıpırdamadan yattım. Sonra bir kış günü sabaha karşı geldin. İki günlük çocuğun burnu akar mı kötü koşullardan? Seni hastaneden kaçırmak hasta olmana ve üç ay durmadan ağlamana engel olamadı belki ama sana aldığımız salıncağı çok sevdin.
Ben hiç doğum yapanı görmedim hatta kendi doğumlarımı bile. Çocuklarımı yarı baygın verdiler kucağıma.
İlk defa Sen’i gördüm doğumhanenin kapısında, Baban bir aşağı bir yukarı dolaşıyorken koridorda Sen geldin, önce Baban gördü Seni sonra ben gördüm. Ne hissedeceğimi hep düşündüm hiç bilemedim, simsiyah saçların , ellerin, kolların, bacakların, Sen vardın.
Saniyeler içinde Seni ve Babanı asansöre aldılar Ben kaldım, gözlerimden süzülen mutluluk gözyaşlarıyla sırtımı duvara dayadım,
”Canımdan can geldin, hoş geldin Yücel Bora’m hoş geldin” …

10 thoughts on “Doğum”

  1. Allah sağlıklı uzun ömürler versin…Her doğuş yeniden başlamaktır sıfırdan yaşamaya..Hoşgeldin Bebek

  2. Yüreğine sağlık kalemine sağlık ne güzel anlatılmış acılar korkular duygular
    Yücel Bora ne de şanslı böyle çokk çok özel bir babaannesi olduğu için iyiki tanıdım sizi Emine Öğretmenim o şanslılardan biri de benim

  3. Emine kutlarım seni. Dünyada en ulaşılmaz ve en çok arzu edilen bir duyguyu tatmışsın. Bazıları Babanne liği kabul etmezler yaşlanma kompleksi uğruna ama yemin ederim çok güzel bir duygu. Allah ömrünü hayırlı eylesin Vatana millete ailesine hayırlı evlat olsun. Selamlar

  4. Emineciğim merhaba, Harika anlatmışsın yaşadıklarını, babaanne olmanı kutluyorum. Torununa hayırlı ve uzun ömürler dilerim. 😘😘😘😘

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir