ÇOCUKLARA MASALLAR 2

Bir varmış, bir yokmuş, develer tellal iken, pireler berber iken ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken kaf dağının ardındaki Çin’in Vuhan kentinden dağları tepeleri aşarak yurdumuza gelen gözle görünmeyen Korona çocukları hasta etmesin diye sokağa çıkmalarına izin verilmeyeli tam tamına elli yedi gün olmuş..
Ve çocuklar hiç bilmedikleri bir dünyanın içine sihirle girmişler ;
Evvel saman içinde kalbur saman içinde diye başlayan ninelerinden, dedelerinden masal dinler olmuşlar;
Çok çok eski yıllarda çocukların şimdiki gibi elbiseleri yokmuş, Sümerbank diye bir mağazadan alınan pazen basmalarından kızlara elbise erkeklere gömlek ve pantolon dikilir ve yıllarca giyilirmiş. Ablalar ve abiler büyüyünce kardeşleri giyermiş bu kıyafetleri ve küçük kardeşler büyüdük diye çok sevinirlermiş.
O zamanlardaki çocukların evlerinde şimdiki gibi ışıl ışıl lambalar da yokmuş, sarı ampullerin aydınlattığı evler şanslı sayılırmış yine de her akşam birkaç saat elektrikler kesilir gaz lambaları yakılırmış ve çocuklar çok sevinirmiş buna neden mi;
Çünkü o saatlerde Toprak evlerin aş hanı denilen odasındaki topraktan ocakta ateş yakılır, nineler tenekeden yapılmış yuvarlak kapaklı, saplı, ve delikleri olan bir kapta mısır patlatırken çocuklar hep bir ağızdan;
“pat pat bizim kapıya bir patlakçı geldi” şarkısını söyler, deliklerden mekke dedikleri bembeyaz şekillere dönüşen şekilleri merakla izlerler ve sonra ninelerinin kapağı açmasıyla patlamasını sağladıklarına sevinirlermiş.
Ortaya bir sofra bezi kurulur üzerine bir tahta elek konulur, üzerine sini denilen kalaylı bir büyük tepsi yerleştirilir ortaya bulutlara benzeyen patlamış mekkeler, yanına termiye, muşmula turşusu ve tabi ki mis gibi kokan elmalar konulurmuş. Bütün aile etrafına toplanır ve bir birlerine bilmeceler sorarlarmış. Çocuklar en çok ninelerinde dinledikleri masallarda” develer nasıl tellal pireler berber olur” diye düşünür ve bununla uykuya dalarlarmış..
O zamanki çocuklar bir de Ramazan ve Kurban bayramlarının gelmesini iple çekerlermiş;
Anne ve babaları her bayram bir giysi ve ayakkabı alırlarmış Pazar denen sergiciler den. Bazı anne babalar çocukları seçsin diye pazara götürürken bazıları da evdeki bir elbisesini ve ayakkabısı yanında götürerek almayı ister ama her ikisinde de bir numara büyük alırlarmış büyüdüklerinde de giysinler diye. Çocuklar bayramda ilk defa giyer bu elbiseleri ayakkabıları ise arife akşamı denilen bayramdan bir gün önce yataklarının yanı başına koyarak uyurlarmış.
Sabah olup babalar ve erkek çocuklar camiye bayram namazına giderken anneler ovmaç denilen bir çorba pişirir evin kızları ise sarı renkli kazık süpürge ile evi süpürür, sonra dış kapının önünü su ele toz kalmasın diye ıslatır dağlardan toplanan üvercin denilen ayrı bir süpürge ile süpürürlermiş. Sonra hangi evin önü en temiz diye bakarlarmış.
Ve ancak temizlikten sonra bayramlıklarını giyebilirlermiş. Önce büyüklerin ellerini öper bayramlaşırlar sonra elbiselerini kirletmemeye çalışarak ovmaç çorbasını içerlermiş. Bayramlaşmaya komşularından başlarken arkadaşları giysilerini ve ayakkabılarını görecek diye heyecanlanırlarmış. Bayram en çok çocukları mutlu edermiş.
Şimdinin nineleri ve dedelerinin o zamanın çocukları olduğunu öğrenmiş şimdiki çocuklar ve çok şaşırmışlar;
“nasıl yani çocuklara sadece bayramlar da mı giysi ve ayakkabı alınırmış” diye bir birlerine bakmışlar,
“sarı kazık süpürge de ne”
“evlerinin önünü belediyenin temizlikçileri neden süpürmüyor muş” diye düşünmeye başlamışlar,
“ gaz lambası da ne” gaz bazı arabalara petrollerde doldurulan bir şey değil miydi?
Şimdi çocuklar;
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine..

4 thoughts on “ÇOCUKLARA MASALLAR 2”

  1. Tebrikederim.Kaleminin mürekkebi bereketli
    Olsun.Aile olmanın,sevginin,paylaşmanın,sabretmenin
    ahde vefanın nekadar kıymetliolduğunu
    hatırlattı bizlere tekrar

  2. Gönlüne emeğine sağlık Emine nede güzel anlatmışsın sayende yine Çocukluğuma gittim anılarım tazelendi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir