Benim Kahramanlarım

Annem haşhaş kırarken doğduğumu söyler zor olmamış doğumum , önceleri bu haşhaşla imtihanıma takılmadım sıfır dört kırk beşte bir gece rüyamda Annemle uyanana kadar.
Annem hiç şikayetlenmedi ama ben biliyorum benim başıma gelenlerin pişmiş tavuğun başına gelmediğini;
İlk maceram daha beş yaşındayken başlamış; doğduğum evin mutfağının pencereleri henüz takılmamışken bir kahvaltı saati olmalı Abim çarşı ekmeği almaya gitmiş nasıl acıktıysam geliyor mu diye başımı pencereden uzatmışım olanlar ilk o gün başlamış ; filmlerdeki gibi bir hastane odası hatırlıyorum , sesleri duyuyorum konuşanın biri annem “ Allahım gözlerini bağışla” diyerek ağlıyor, diğer ses” aba Allahtan ümit kesilmez” diye cevap veriyor. Zorluyorum kendimi kimseyi göremiyorum. Korkuyorum sanırım ki Annem” yavrum gözünde sargı bezi var doktor açacak sonra diyor. Ne oldu neden hastanedeyim anlamaya çalışıyorum.
Gözlerimdeki sargı bezlerini açıyor doktor .Doktoru hatırlamıyorum ama Annemin belli belirsiz yüzünü, sesini tanımaya çalıştığımın teyzem olduğunu ilk gördüğüm hastane odasında.
Pencereden düşmeme engel olamadığı için duyduğu acıyı anlatışına o çocuk kalbimle Anneme ilk üzülüşüm oldu kendimi unutup. Kaç gün yattım bilmiyorum ama sonrasında tek hatırladığım ilk okul birinci sınıfa başladığım gün oldu. Sanki altı yaşıma kadar tüm yaşamım hafızamdan silinmiş gibi.
Okulla birlikte her şey yolunda diye sevinirken hafta sonu tatilinde mahallenin kızları top oynuyoruz nasıl bir vuruş yaptıysam top Ali çayının kar sularıyla beslediği akıntıya düştü. Hepimiz koştuk çayın yanına kimse cesaret edemedi topu almaya ben durur muyum Çaya inen kavak ağacının dibindeki merdivene geldiğimi ve topunda bana doğru geldiğini hatırlıyorum. Sonra mı? Arkadaşlarımın bağırışlarını duydum suda sürüklenirken. ”kurtarın kurtarın “ diye hem koşuyorlar hem bağırıyorlardı çay boyunca.
İşte bu anı dün gibi hatırlıyorum okulumuzdaki Ferit öğretmeni gördüm sinemanın oradaki köprünün yanında içimden beni kurtarması için dua ettim. Kim o azgın sulara girdi beni çaydan çıkardı bilmiyorum ama beni evimize Ferit öğretmen götürdü. Annem evde yoktu sanırım kime teslim etti doğrusu onu da hatırlamıyorum ama Annemin” canını Ferit Kuzucuğa borçlusun” dediğini hiç unutmam. Ne zaman onu görsem hem utanır, hem de canımı kurtardı diye sevinirdim.
Annem başıma bir şey gelmesin artık diye kümesten bir tavuğu kestirip pişirip pilavla çocuklara yedirdiğinde tavuğa çok üzülmüştüm benim yüzümden kesildi diye.
İşe yaramış mıdır bilmiyorum ama ilk okul bitmeden yine haşhaş maceram buldu beni. Yine bir yaz tatili. Haşhaşlar kırılmış sapları kışın tandırda yufka yaparken yakalım diye Annem yukarı tarlada yolup balya yaptı. Abim ile birlikte iki eşeğe yükledi. Sonra beni de yardımcı olayım diye yanında gönderdi.
Dedemlerin büyük eşeğine Abim, Mehmet amcamların küçük eşeğine ben bindim gittik evimize. Önce küçük eşeğin yükünü indirdik sonra büyüğün, o sırada küçük eşek Camboğluların eve doğru uzaklaştı ben hemen koşup onu evimizin önüne getirmek istedim. Çok sevdiğim bir eşekti, ona avucumuzda elvan şekeri yedirirdik çok vermeyin derdi Mehmet amcam kör olurmuş. Eşeğin boynuna sol kolumu attım arkadaş gibi dönüyoruz. Tam o sırada büyük eşeğin bize doğru koştuğunu gördüm sonra tek hatırladığım büyük eşeğin ağzında olan kolumla yerde sürüklendiğim.
Abimin ve mahalledekilerin bağrışlarını izliyorum kimse bir şey yapamadı eşeğe kolumu bırakması için ta ki Ahmet amca eşeğin burnunu kapatıp ta kolumu ağzından bırakana kadar. Beni Habbe yengem kucağına alıp kasabanın tek doktoruna götürürken kolumun Pinokyo’nun kolu gibi sallandığını hatırlıyorum. Abim Annemi çağırmaya gitti Babamı da işten çağırmışlar doktor çıtalara sardı kolumu doğru Eğirdir’e kemik hastanesine gönderdi. Annem Babam ve ben .Babam her gün arıza yapan takatukamızın bizi yolda bırakmadığını söylerdi, verilmiş sadakamız varmış. Kaç gün yattığımızı bilmiyorum sadece hastanenin penceresinden gördüğüm ve deniz zannettiğim göl var aklımda.
Kolum alçıda geçen uzun sürenin ardından alçım çıkarıldığında bir sürpriz daha bekliyordu beni; çocukların” çolak Emine” demelerini sağlayan kolumun açılmamasıydı eşeğin diş izleri önemli bile değildi. Doğrusu buna çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Annem Cenkçi Fatma’sına götürdü gözlerime baktı ”üzülme balık yağıyla açacağız” dediğinde kalbimin çıkacakmış gibi heyecandan attığını hatırlıyorum.
Balık yağı çok zor bulunurmuş ama buldu Babam biz her gün fizik tedaviye gider gibi gittik Cenkçi Fatma’sına Annemle. Aylar sonra açıldı kolum, biraz fazla açıldı geriye doğru dönüyordu ya olsun.
Benim kahramanım Cenkçi Fatma’sıdır, Ferit Amca, Ahmet Amca başka kim olsun ki? Abim küçücük bir çocukken takatukamızla Annemi alıp gelen, Annem , Babam hiç şikayetlenmeyen.
Yarım asır sonra düşünüyorum da kimin bir yardıma ihtiyacı olsa kahramanlarım geliyor aklıma, koşuyorum…

4 thoughts on “Benim Kahramanlarım”

    1. Tebrik ederim insanın hayatında kahramanlarının olduğunu hatırlaması çok
      güzel bir duygu selam ve dua ile güzel kardeşim

      1. Bazen düşünüyorum yaşam yolculuğumda beni ben yapan insanlara minnetimi geç olmadan söylemeliyim diye . Bu yazı da öyle geldi, Sen de benim kahramanlarımdan birisin Abiciğim 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir