AŞI

Aşı yapıyorum yaşamıma bu günlerde, kuruyan dallarımın yanında taze kalan ne varsa yaşasın diye …
Sene seksenler elma ağaçlarından oluşan bahçemizde bir elma ağacının yarısının elma yarısının armut olduğunu gördüğümde inanamamıştım ve babama bunun nasıl olduğunu sormuştum.
“Aşı” ile dedi. Meraktan yerimde duramıyor, görmek istiyordum, ama öyle hemen olmazmış, mevsimi varmış : Önce mevsimi gelecek, sonra taze bir dal kesilip aşı yapılmak istenen ağacın en uygun yeri artı şeklinde kesilip o dal ortasına yerleştirilecek ,çamur hazırlanıp kesilen bölümlere sürülecek üzeri naylonla sarılacak( gres yağı diye bir şey sürüldüğünü hayal meyal hatırlıyorum) sonra göz vermesi beklenecekmiş.
Babamın anlattıklarını yaparken tek tek izledim ve çocuk aklımla mucize olarak nitelendirdiğim elma ağacının bir yanı armut oldu.
Şimdi mi; Babam gitti direndi elma ve armutlar, Annem yaptırmaya çalıştı ama Babam gibi yapamadılar yada yapmadılar, ben se Babam kadar sevmediler diye düşündüm hep çünkü bahçemizdeki yılanı bile çok severken ağaçlar onun çocukları gibiydi.
Bir kara yılan vardı bahçemizde yazları ortaya çıkan, kardeşlerimle çok korkardık, Babam “ siz ona zarar vermezseniz bir şey yapmaz yavruları vardır şimdi gider” derdi biz de yavrularını düşünür gitmesini beklerdik, nede olsa babam bizi korurdu.
Aşıyı bilmek yetmiyormuş meğer , Babam gitti Annemin gözüne baktı kıymetlileri, Annem nasıl taşısın iki kilometreden can sularını, takatukayı kullanmayı da bilmezdi, parayla da olmuyormuş kurudu arap kızları, sarı İngilizler…
Annem de gitti çöl olduk…
Aşı geliyor aklıma, babamın aşısını yaşasaydık, yaşatsaydık kurur muydu vahalar?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir